2025 yılı boyunca farklı türlerde birçok film izledim. Bazı aylarda gerilim filmlerine yöneldim. Bazı dönemlerde ise bilim kurgu, dram ve felaket filmlerine şans verdim. Daha önce izlediğim bazı klasikleri yeniden değerlendirdim. Daha az konuşulan yapımları da keşfetmeye çalıştım.
Bu yazıda 2025’te izlediğim filmler hakkındaki kısa yorumlarımı paylaşacağım. Filmlerin konularına kısaca değineceğim. Ayrıca bende bıraktıkları etkiyi spoiler vermeden anlatacağım.
Listeyi en iyiden en kötüye sıralamadım. Bunun yerine yıl içindeki izleme sıramı korudum. Dolayısıyla her filmi kendi türü ve amacı içinde değerlendirdim.
2025’te izlediğim filmler: 31 filmlik liste
1. El Hoyo – The Platform
El Hoyo ile ilk olarak Netflix’te karşılaştım. Fragman filmin dünyasına karşı hemen merak uyandırdı. Ayrıca film, çok katlı bir yapıda yaşayan insanların mücadelesini merkeze alıyor. Her gün üst katlardan aşağıya bir yemek platformu iniyor. Ancak üst kattaki insanlar kontrolsüz davranıyor. Bu nedenle alt katlara çoğu zaman yeterli yemek kalmıyor.
2. El Hoyo 2 – The Platform 2
İkinci film aynı evrene farklı bir açıdan yaklaşıyor. Bu kez kurallar, itaat ve başkaldırı daha fazla öne çıkıyor. Ayrıca sistemi savunanlarla ona karşı duranlar arasında çatışma büyüyor. Buna rağmen ilk filmin bıraktığı sert etkiyi burada bulamadım. Yine de film, düzenin arka planını genişletiyor. Ayrıca hikâyeyi daha politik bir zemine taşıyor.
3. The Social Network
The Social Network’ü daha önce de izlemiştim. Fakat içerik üretimi ve dijital dünya üzerine düşündüğüm bu dönemde filmi yeniden açtım. Böylece hikâyenin farklı ayrıntıları dikkatimi çekti. Öncelikle film, Facebook’un kuruluş sürecini Mark Zuckerberg üzerinden anlatıyor. Bunun yanında başarı, hırs ve yalnızlık temalarını da işliyor. Özellikle büyüme uğruna yaşanan çatışmalar filmi sıradan bir başarı öyküsünden ayırıyor.
4. The Shawshank Redemption
The Shawshank Redemption, haksız yere suçlandığını söyleyen bir bankacının cezaevi yıllarına odaklanıyor. Tim Robbins ve Morgan Freeman hikâyenin merkezinde yer alıyor. Ayrıca iki karakter arasındaki dostluk filme güçlü bir duygusal zemin sağlıyor.
Film özellikle umut ve sabır temalarını etkileyici biçimde işliyor. Ayrıca karakterlerin yıllar içindeki değişimini acele etmeden anlatıyor. Bu yaklaşım uzun süresine rağmen ilgimi korudu.
5. Meraklı Adamın 10 Günü
Nejat İşler’in başrolde yer alması bu filme ilgimi artırdı. Oyuncunun performanslarını genellikle başarılı buluyorum. Bu nedenle filmi ilk gördüğümde listeme ekledim.
Ardından hikâye, kaybolan bir kadının izini süren bir yazarı takip ediyor. Ana karakter merakının peşinden gidiyor. Böylece olayları adım adım çözmeye çalışıyor.
6. Mavi Mağara
Mavi Mağara, Prime Video’da karşıma çıktı. Kerem Bürsin ve Devrim Özkan’ın yer aldığı oyuncu kadrosu merakımı artırdı. Bu yüzden filme şans verdim. Öncelikle ilk bölüm daha sakin bir tempo kuruyor. Buna karşılık ikinci bölüm çok daha akıcı ilerliyor. Ayrıca final, beklediğimden farklı bir yöne gitti. Film özellikle romantik dram sevenlere hitap ediyor. Benim için ikinci yarısı ve sürpriz finali öne çıktı.
7. Carry-On
Carry-On’u Netflix’in çok izlenenler bölümünde gördüm. Ardından filmi Mart ayındaki izleme listeme ekledim. Hikâye büyük ölçüde bir havaalanında geçiyor. Ardından gizemli bir yolcu tehlikeli bir bavulu uçağa sokmaya çalışıyor. Bir güvenlik görevlisi ise zamanla yarışıyor. Böylece film daha ilk bölümden yüksek bir tempo kuruyor. Film boyunca sıkılmadım. Ancak hikâye bana çok güçlü veya özgün gelmedi. Yine de gerilim sevenler bir akşam şans verebilir.
8. Contraataque
Contraataque, Mart ayında izlediğim filmler arasında dikkatimi çekti. Meksika yapımı film aksiyon tarafına ağırlık veriyor. Hikâye bir yüzbaşıyı ve ekibini izliyor. Öncelikle bir suç örgütü ekibe saldırıyor. Ardından askerler hem hayatta kalmaya hem de planı çözmeye çalışıyor. Bu süreç filmin temposunu sürekli yüksek tutuyor. Özellikle çatışma sahnelerini hareketli buldum. Dolayısıyla askeri temalı aksiyon filmlerini sevenler filme şans verebilir.

9. Awake
Awake, ameliyat sırasında bilinci kapanmayan bir hastanın yaşadıklarını anlatıyor. Ayrıca ana karakter çevresinde konuşulanları duyuyor. Üstelik ameliyat sırasında yaşananları da hissediyor. Bu fikir filmin daha başında güçlü bir gerilim yaratıyor. Ardından hikâye farklı sürprizlerle yön değiştiriyor. Özellikle ikinci yarı merakımı artırdı. Hastane temalı gerilimlerden hoşlanıyorsanız filmi değerlendirebilirsiniz. Bana göre en az bir kez izlenmeyi hak ediyor.
10. Assault on Wall Street
Assault on Wall Street, finans dünyasındaki çöküşü anlatıyor. Ana karakter birikimlerini kaybediyor. Ardından ekonomik sorunlar özel hayatını da sarsıyor. Yaşadığı kayıplar karakterin psikolojisini giderek bozuyor. Sonunda adaleti kendi yöntemleriyle aramaya karar veriyor. Böylece finans draması yerini bir intikam hikâyesine bırakıyor. Ben filmin temposunu ve duygusal yoğunluğunu başarılı buldum. Özellikle finans temalı dramaları sevenler bu filme bakabilir.
11. Dilemma
Dilemma adını ilk gördüğümde psikolojik bir gerilim bekledim. Film bu beklentimi büyük ölçüde karşıladı. Ayrıca Erkan Can’ın başrolde yer alması merakımı artırdı. Öncelikle hikâye çevrim içi bir sohbet odasında başlıyor. Gruba katılan yabancı, herkesi zor bir soruyla karşı karşıya bırakıyor. Ardından atmosfer hızla kararıyor. Film insan doğasına ve zor kararların ağırlığına odaklanıyor. Bu nedenle konusu uzun süre ilgimi korudu. Psikolojik gerilim sevenlerin dikkatini çekebilir.
12. Countdown
Countdown sosyal medyada sık sık karşıma çıktı. Filmin merkezindeki fikir de merakımı artırdı. Bir telefon uygulaması, kullanıcılarına ne zaman öleceklerini söylüyor. Ardından karakterler kalan süreleriyle yüzleşiyor. Bu sırada gerilim giderek yükseliyor. Ayrıca film, korku ve gizem unsurlarını teknoloji temasıyla birleştiriyor. Hikâye tempolu ilerliyor. Ancak çok derin bir anlatı beklememek gerekiyor. Gerilim sevenler filmi rahatça değerlendirebilir.
13. The Darkest Minds
Bilim kurgu normalde ilk tercih ettiğim tür değil. Buna rağmen The Darkest Minds konusu nedeniyle listeme girdi. Film, büyük bir salgından sonra hayatta kalan gençleri izliyor. Ardından bu gençler sıra dışı güçler kazanıyor. Sistem ise onları kamplarda topluyor ve güçlerine göre sınıflandırıyor. Böylece hikâye gençlik, distopya ve baskı temalarını bir araya getiriyor. Film bana beklentimin üzerinde bir deneyim sundu. Bilim kurguya mesafeli olmama rağmen keyifle izledim.
14. Don’t Get Out
Don’t Get Out, çocuklarını okula bırakmak için arabaya binen bir babayla başlıyor. Ardından gizemli bir kişi onu telefonla arıyor. Arayan kişi, araçtan çıkarsa bombayı patlatacağını söylüyor. Üstelik hikâyenin büyük bölümü otomobilin içinde geçiyor. Ancak bu sınırlı alan tempoyu düşürmüyor. Tam tersine, karakterin çaresizliği gerilimi artırıyor. Film klasik aksiyonlardan farklı bir anlatım kullanıyor. Bu nedenle tek mekânlı gerilimleri sevenlere hitap edebilir.
15. Greenland
Doğal afet temalı filmler her zaman ilgimi çekiyor. Greenland da bu türde en başarılı bulduğum yapımlardan biri oldu. Film, dünyaya yaklaşan büyük bir kuyruklu yıldız üzerinden ilerliyor. Ardından bir aile güvenli bölgeye ulaşmak için mücadele ediyor. Bu yolculuk sırasında hem zamanla hem de büyük bir kaosla yarışıyor. Ayrıca film, felaket sahnelerini aile dramıyla dengeliyor. Yüksek tempo ve duygusal sahneler ilgimi baştan sona korudu. Dolayısıyla afet ve hayatta kalma filmlerini sevenlere öneririm.
16. Who Am I
Who Am I, hacker temalı filmler arasında en beğendiğim yapımlardan biri oldu. Hikâye genç bir bilgisayar dahisinin bir hacker grubuna katılmasıyla başlıyor. Grup kısa sürede dijital dünyada dikkat çekiyor. Ancak artan ün ciddi sorunlar getiriyor. Sanal dünyadaki eylemler gerçek hayatta tehlikeli sonuçlar doğuruyor. Böylece film, anonimlik ve dijital kimlik konularına yöneliyor. Teknoloji temasına rağmen anlatım ağırlaşmıyor. Üstelik merak duygusunu son bölüme kadar canlı tutuyor.

17. Snowden
Snowden’ı izledikten sonra hikâyenin ayrıntılarını daha fazla araştırmak istedim. Film, Edward Snowden’ın devlet gözetimine dair belgeleri basınla paylaşmasını anlatıyor. Bu süreç dünya çapında büyük tartışmalar doğuruyor. Özellikle film, mahremiyet ve güvenlik arasındaki dengeyi sorguluyor. Ayrıca teknolojinin görünmeyen tarafını gösteriyor. Bu nedenle bende uzun süre etkisini korudu. Gerçek olaylardan hareket eden teknoloji filmleri ilginizi çekiyorsa Snowden’a bakabilirsiniz.
18. The Day After Tomorrow
The Day After Tomorrow, iklim değişikliğinin tetiklediği küresel felaketlere odaklanıyor. Ani sıcaklık düşüşleri ve büyük fırtınalar dünyayı etkiliyor. Ardından insanlar yeni bir buzul çağıyla karşı karşıya kalıyor. Özellikle film, geniş ölçekli felaket sahneleriyle dikkat çekiyor. Ayrıca görsel efektler hikâyenin etkisini artırıyor. Bunun yanında insanları zor seçimlerle karşı karşıya bırakıyor. Felaket filmlerini seviyorsanız bu yapım güçlü bir seçenek olabilir. Ben filmi özellikle atmosferi nedeniyle beğendim.
19. Dumb Money
Dumb Money, GameStop hisseleri çevresinde gelişen finans hareketini anlatıyor. Küçük yatırımcılar sosyal medya üzerinden bir araya geliyor. Ardından büyük fonlara karşı dikkat çekici bir mücadele başlatıyor. Öncelikle film, sıradan yatırımcılarla Wall Street arasındaki güç farkını öne çıkarıyor. Ancak konuyu kuru bir finans dersine çevirmiyor. Bunun yerine insanların kararlarına ve yaşadıkları sonuçlara odaklanıyor. Borsa ve yatırım dünyasına ilgi duyduğum için hikâyeyi sürükleyici buldum. Aynı konulara meraklı izleyiciler de filme şans verebilir.
20. Elysium
Elysium, sınıf ayrımını gelecekte geçen bir hikâyeyle ele alıyor. Zenginler gelişmiş bir uzay istasyonunda yaşıyor. Dünyada kalan insanlar ise yoksulluk ve hastalıklarla mücadele ediyor. Sistem, dünyadaki insanların Elysium’a ulaşmasını engelliyor. Buna karşılık ana karakter bu düzene karşı mücadele ediyor. Böylece film sosyal mesajları aksiyon sahneleriyle destekliyor. Film hem düşündürücü hem de tempolu ilerliyor. Bu denge izleme deneyimimi olumlu etkiledi.
21. 2012
2012, dünyayı etkileyen büyük bir felaket zincirini anlatıyor. Depremler ve dev dalgalar şehirleri yok ediyor. İnsanlık ise hayatta kalmak için sınırlı seçeneklere tutunuyor. Güçlü kişiler büyük gemiler üzerinden bir kurtuluş planı hazırlıyor. Ancak halk uzun süre bu plandan habersiz kalıyor. Bu durum hikâyeye eşitsizlik temasını da ekliyor. Film özellikle büyük yıkım sahneleriyle öne çıkıyor. Dolayısıyla geniş ölçekli felaket senaryolarını sevenlere hitap ediyor.
22. The Wave
The Wave, küçük bir Norveç kasabasında yaşanan doğal afeti konu alıyor. Bir jeolog yaklaşan tehlikeyi fark ediyor. Dev bir kaya kütlesi, kasabayı tehdit eden bir dalga oluşturuyor. Ardından jeolog ve ailesi zamana karşı yarışıyor. Film bu mücadeleyi gerçekçi bir atmosferle anlatıyor. Ayrıca gereksiz gösteriş yerine gerilime odaklanıyor. Ben özellikle felaket anının işlenişini başarılı buldum. Daha gerçekçi afet filmleri arayanlar bu yapıma bakabilir.
23. Forrest Gump
Forrest Gump, ana karakterin hayat hikâyesini bir bankta anlatmasıyla başlıyor. Buna rağmen iyi niyeti ve kararlılığı sayesinde ilerlemeyi sürdürüyor. Film onun spor, savaş ve iş hayatındaki deneyimlerini anlatıyor. Bunun yanında sosyal ilişkilerindeki güçlükleri de gösteriyor. Böylece hikâye hem duygusal hem de eğlenceli bir yapı kazanıyor. Bana göre Forrest Gump izlerken sıkmayan nadir klasiklerden biri. Üstelik verdiği umut duygusunu yıllar sonra bile koruyor.
24. Aşk Tesadüfleri Sever
Aşk Tesadüfleri Sever, çocuklukları kesişen iki insanın yıllar sonra yeniden karşılaşmasını anlatıyor. Mehmet Günsür ve Belçim Bilgin hikâyenin merkezinde yer alıyor. Karakterler geçmişleriyle yeniden yüzleşiyor. Film tesadüfleri romantik bir hikâyenin parçası hâline getiriyor. Ayrıca duygusal yoğunluğu bölüm bölüm artırıyor. Özellikle final sahneleri filmin etkisini güçlendiriyor. Romantik dramları sevenler bu filme şans verebilir. Benim için finali daha akılda kalıcı oldu.
25. Gifted Hands
Gifted Hands, beyin cerrahı Ben Carson’ın yaşam öyküsüne odaklanıyor. Hikâye onun zor şartlardaki çocukluk yıllarından başlıyor. Annesi eğitim konusunda iki kardeşi sürekli destekliyor. Özellikle annenin kararlı yaklaşımı filmin güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Eğitim, disiplin ve azim hikâye boyunca öne çıkıyor. Böylece film kolay koşullardan doğan bir başarı anlatmıyor. Motivasyon veren gerçek yaşam hikâyelerini seviyorsanız filmi değerlendirebilirsiniz. Bana göre film, çabanın ve yönlendirmenin önemini açıkça gösteriyor.

26. Armageddon
Armageddon, dünyaya yaklaşan dev bir asteroidin durdurulma çabasını anlatıyor. Bir sondaj ekibi tehlikeli görev için uzaya gidiyor. Ekip asteroidi parçalayarak dünyayı kurtarmaya çalışıyor. Film zamanla yarış temasını sürekli canlı tutuyor. Ayrıca fedakârlık ve aile bağları hikâyenin duygusal tarafını güçlendiriyor. Bruce Willis de başroldeki performansıyla filme ağırlık katıyor. Bilim kurgu türünü sık tercih etmesem de filmi keyifle izledim. Tempolu anlatım burada önemli bir rol oynadı.
27. Fight Club
Fight Club, kurumsal düzen içinde sıkışan bir adamın hayatına odaklanıyor. Ana karakter gizemli bir adamla tanışıyor. Ardından ikili gizli bir dövüş topluluğu kuruyor. Ancak hikâye basit bir başkaldırı anlatısı olarak kalmıyor. Olaylar ilerledikçe karakterlerin dünyası değişiyor. Final ise daha önceki sahnelere farklı bir anlam kazandırıyor. Film ilk izleyişte bütün ayrıntılarını göstermiyor. Bu nedenle tekrar izledikçe yeni bağlantılar kurmak mümkün. Ben de filmi yıllar geçmesine rağmen güncelliğini koruyan yapımlardan biri olarak görüyorum.
28. Interstellar
Interstellar, dünyadaki kıtlık ve çevre sorunları üzerinden başlıyor. İnsanlık yaşanabilir yeni bir gezegen arıyor. Bu nedenle bir ekip uzun ve zorlu bir uzay görevine çıkıyor. Film uzay keşfini aile bağlarıyla bir araya getiriyor. Ayrıca zaman kavramını hikâyenin önemli bir parçası yapıyor. Bu yaklaşım duygusal sahnelerin etkisini artırıyor. Bilim kurgu ve uzay temalarını seviyorsanız Interstellar güçlü bir seçenek. Film uzun olsa da merak duygumu büyük ölçüde korudu.
29. Burning Bright
Burning Bright sosyal medyada karşıma çıktı. Sınırlı mekânda geçen hikâyesi nedeniyle filme şans verdim. Film, annelerini kaybeden iki kardeşi merkeze alıyor. Fırtınalı bir gecede kardeşler evde bir kaplanla mahsur kalıyor. Bu fikir doğal olarak yüksek bir gerilim vadediyor. Ancak hikâye benim beklentimi karşılamadı. Bazı sahneler tansiyonu yükseltti. Buna rağmen film genel olarak bende güçlü bir iz bırakmadı.
30. The Breed
The Breed, tatil için ıssız bir adaya giden bir grup genci izliyor. Gençler kısa süre sonra adada yalnız olmadıklarını fark ediyor. Saldırgan köpekler grubun kaçış yollarını kapatıyor. Film kanlı sahnelere ve hızlı gerilime ağırlık veriyor. Dolayısıyla türü sevenler için hareketli bir deneyim sunabilir. Ancak ben filmi unutulmaz yapımlar arasına koymadım. Kısacası film izlerken merakımı korudu. Fakat bittikten sonra üzerimde kalıcı bir etki bırakmadı.
31. Time Lapse
Time Lapse, gelecekte çekilecek fotoğrafları bugünden gösteren bir makineyi merkeze alıyor. Aynı evde yaşayan üç arkadaş bu makineyi keşfediyor. Başta masum görünen keşif kısa sürede hayatlarını değiştiriyor. Karakterler geleceği kendi çıkarları için kullanmaya başlıyor. Ancak her karar yeni bir sorun yaratıyor. Böylece hikâye karmaşık bir paradoksa dönüşüyor. Film özellikle final bölümünde düşünmeye zorluyor. Açık uçlu hikâyeleri ve zaman paradokslarını seviyorsanız filme şans verebilirsiniz.
2025’te izlediğim filmler hakkında genel değerlendirmem
2025’te izlediğim filmler bana oldukça çeşitli bir izleme yılı sundu. Bazı yapımlar yüksek temposuyla öne çıktı. Bazıları ise ele aldığı fikirlerle daha uzun süre aklımda kaldı. Bu liste sayesinde alışık olduğum türlerin dışına da çıktım. Özellikle bilim kurguya mesafeli olmama rağmen bazı yapımları keyifle izledim. Ayrıca eski klasikleri yeniden değerlendirme fırsatı buldum. Sonuç olarak her filmi aynı ölçüde beğenmedim. Ancak iyi veya zayıf her yapım, izleme zevkimi daha iyi tanımama yardım etti. Siz de listedeki filmler hakkındaki görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.

